Uyan Ey Fatih Uyan!

UYAN EY FATİH UYAN!
         Bir ramazan ayına daha ulaşmış olmanın verdiği mutluluk, huzur gerçekten paha biçilemez. Ramazanlarda en büyük duam gönüllerimizi kaplayan bu huzurun bütün Türk iklimine, Müslüman coğrafyasına da yayılması olmuştur hep… Ama ne yazık ki bu pek mümkün olmuyor. Hatta her geçen yıl durum daha da kötüye gidiyor. Dünyanın birçok yerinde din kardeşlerimiz ramazan ayının güzelliklerinden uzak; canlarının, mallarının hatta namuslarının derdinde yaşıyorlar –yaşamaya çalışıyorlar-
            Bu bambaşka bir konu bunu geniş zamanlarda sayfalarca yazıp saatlerce bu konuyu konuşabiliriz. Bu mütalaa yaramızı iyileştirir mi yoksa içimizde yanan ateşi daha da körükler mi orası belli değil işte.
            Bu ramazanda da yine televizyonlarda görüyoruz herkes bir yerlerde iftar programı yapıyor. Eyüp Sultan, Sultanahmet müminlerle dolup taşıyor. Bu kutlu ibadethanelerimiz her zamankinden daha şenler bu ayda. Ama bir yer var ki aklımıza orayı getirdikçe hüzünleniyoruz, hiddetleniyoruz ve zaman zaman da meraklanıyoruz Ayasofya, ne zaman kardeşlerinin yanına katılıp Süleymaniye gibi, Fatih gibi minarelerinden Allahu Ekber nidalarını, saflarından Âmin seslerini yükseltecek diye. Evet, Ayasofya kardeştir bizim diğer ‘’Ulu Mabetlerimizle’’ o İslamiyet’e sonradan girmiş cesur bir cengâverdir bizim gözümüzde.
            Fatih Sulltan Mehmed Han’ın Müslüman Âlemine hediyesidir Ayasofya. Biz, son yüzyılda Ayasofya’yı hor gördük, değerini bilemedik Fatih’in bu kutlu hediyesinin. Ayasofya’yı o heybetine rağmen boynu bükük bıraktık bir köşede.
            Bakın Arif Nihat ASYA ne güzel söylüyor şu dizelerinde
‘’Başlamışken Ramazan,
Neye yoktur mahyan?’’
Diye sor ma’bedine…
Uyan ey Fatih uyan!

Ayasofya’nın durumu şairimizin de içini dağlamış olacak ki Süleymaniye için, Selimiye için metihler düzerken sıra Ayasofya’ya gelince Fatih’i imdada çağırmıştır.
Evet dostlar! Ramazan, iftarıyla, sahuruyla, ziyaretleriyle, teravihleriyle, pidesiyle, hurmasıyla ve de Kadir Gecesiyle çok güzel… Ama biz isteriz ki din kardeşlerimiz de yaşasınlar bütün bu güzellikleri. Ve Ayasofya da ramazan gelince minarelerinde mahyalarla Müslümanlara öğüt vermek ister. Müminleri ezanlarla, salalarla saflarında Yaradana secde etmeye davet etmek ister.

Uyan Ey Fatih Uyan!
Ma'bedinken daha dün,
Ayasofya'ndan bugün
Ne sala var, ne Ezan...
Uyan ey Fatih, uyan!
Uyan Ey Fatih Uyan!Şimdi artık oradan
Ne Aşır'lar, mevlid
Ne de Tekbir duyan...
Uyan ey Fatih, uyan!
Bakıp ağlar destan...
O da der, ağlayarak:
''Ha sükut onda, ha çan!''
Uyan ey Fatih, uyan!
''Başlamışken Ramazan,
Neye yoktur mahyan?''
Diye sor ma'bedine...
Uyan ey Fatih, uyan!
Oldu geçmiş de yalan:
Bize mirasından
Bu, demek, elde kalan!
Uyan ey Fatih, uyan!

                         Arif Nihat ASYA

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız..
Sonraki Yazı
« Önceki Yazı
Önceki Yazı
Sonraki Yazı »

Yorum yazabilmek için:
Yorumlama biçimi seçeneklerinden profil üyeliğiniz yoksa; Adı/URL profilini seçip kendi belirlediğiniz isimle URL kısmını boş bırakarak yorum yazabilir ya da Anonim profili seçeneği ile isimsiz olarak yorum yapabilirsiniz. Yoruma Emoji EkleYoruma Emoji Ekle

Yorumunuz için teşekkür ederiz.