GuidePedia

1
Betroya - Bölüm 6 (Kapı Nöbetçisi Chao)
Önemli Not ! : Betroya isimli hikaye dizisi SilkRoad Online isimli bilgisayar oyunundan esinlenilerek kurgulanmış ve  o oyundaki mantık üzerine yazıya dökülmüştür. Tamamen amatör olarak yazılmıştır. Hiçbir ticari amacı veya beklentisi yoktur. Beğenmeniz dileğiyle...

BÖLÜM 6


Kapı Nöbetçisi Chao



   Chao Büyük Kaleye tayin edileli epey olmuştu. Kalenin her tarafını ezbere biliyor , surların ve kapıların geçilemez olduğunu her sohbette arkadaşlarına dile getiriyordu. Surların ve kapıların bu kadar güçlü olmasına güvenen askerler nöbet yerlerinde uyuyor işlerini savsaklayarak yapıyorlardı. Bu durumun rahatsız ettiği kişiler başkente sürekli haber gönderiyor ve Büyük Kalenin ihtiyacı olan komutana sahip olmadığını söylüyorlardı. Başkentten beklenen atama sonunda gelmişti. İmparator kaleye komutan olarak en güvendiği isimlerden biri olan General Huan’ı atamıştı. Huan atama emrinden bir gün sonra yola koyuldu. İki haftalık yolculuktan sonra gece yarısı Büyük Kaleye ulaşmayı başarmıştı...
               
-          -   Surların dibine kadar girdik ama kimse farkında değil !  Nasıl nöbet tutuyor bunlar ?

-      -  Generalim emrettiğiniz gibi sizin buraya atandığınız haberi gizli tutuldu, o yüzden bilmiyorlar sizin geleceğinizi...

-      - Gelen biz değil de düşman olsa ne yapacaklardı çavuş?  Düşman uykularından uyandırma zahmetine girer mi sanıyorlar ?

-          -   Haklısınız Lordum

-          -   Hemen gidin uyandırın şunları ve bu rezilliğin sorumlusunu karşıma getirin !

   Kalede uyumakta olan herkes çan gürültüleriyle uyandırıldı. Bir yandan çana vuran asker bir yandan  ‘ uyanın General Huan geldi ! ‘   diye bağırıyordu. Chao nöbet yerinde birden yerinden sıçradı. Hemen aşağıda bir şeyler oluyordu. Hızlı adımlarla uç sura yaklaştı. Aşağı baktığında piyadeler ve süvarilerden oluşan İmparatorluk birliğini gördü. Kapıdan sırayla ve düzenli bir şekilde giriş yapıyorlardı. Aşağıdan kalın ve sert bir ses yukarıya doğru bağırdı ;

-          -   Hey sen !! Nöbetçi !   Hemen aşağıya gel

Chao telaşlı ve gergin bir şekilde merdivenlerden inmeye başladı. Üzerindeki zırh ile böyle hızlı yürümeye alışkın olmadığından soluk soluğa kalmıştı. Aşağıdan seslenen General Huan’ dan başkası değildi. Chao, Huan ismini daha öncede duymuş ama kendisini hiç görmemişti. İmparatorlukta herkes, doğudan batıya bütün topraklarda Huan ismini bilirdi. Huan imparatorun sağ kolu idi. Sayısız kahramanlığı vardı. Ve bu kahramanlıklar karşılığında sol gözünü kaybetmişti.  Chao dizleri titreyerek Generalin karşısına dikildi...

-          -   Emredin Generalim     dedi titreyen bir ses tonuyla

-          -   Adın ne ?

-          -   Chao efendim

-          -   Vazifen ne ?

-          -   Kapı güvenlik sorumlusuyum efendim

-          -   Peki sence bu kapı güvenli mi ?

-          -   Efendim bu kapı saf çelikten yapılmıştır. Hiç bir darbe yıkamaz

-          -   Biz kapıyı kırarak mı girdik içeri Nöbetçi Chao ?

-          -   ...

-          -   Kalede uyanık bir tane nöbetçi yok !   Bu ne rezillik ?

-          -   ...

-          -  Görevinden alındın kapı nöbetçisi Chao ! Artık asker değilsin , şehirde kalabilirsin ama askerlik yetkilerin tamamen elinden alındı !

-          -   Ama efendim  !

-          -   Sus !!!  Bu konuda kendini savunmaya hakkın yok... Nöbet yerlerinde uyuyan herkes!  artık ordu hizmetinde değilsiniz. Bu imparatorluğun sizin gibi askerlere ihtiyacı yok !

Chao üzüntülü bir şekilde küçük odasına doğru gitti. Bir yandan ben şimdi ne yaparım diye düşünürken, bir yandan da kararın çok sert olduğunu mırıldanıyordu. Ama er yada geç her düşüncesinin sonunda Generale hak veriyor ve yaptığı hatayı fark edip utanıyordu.

-          "Tanrım ne kadar aptalım... Bu hatayı nasıl yaparım... Ama General de çok sert davrandı. Uyarsaydı bir daha yapar mıydım ? ... Ama haklı neden uyarsınki kale basıldıktan sonra ikinci şansın ne önemi kalır ki... Ben şimdi ne yaparım.. Burada kalamam kaledekilerin yüzüne bakamam... En iyisi herşeyi toplayıp buradan gitmek..."

Kafasında binbir tane düşünce ile Chao eşyalarını toplamaya başladı. Sabah oluyordu. Günün ilk ışıkları ile Chao atının arkasına taktığı küçük arabaya eşyalarını yüklemiş ve yola çıkmaya hazırlanmıştı.  


Yorum Gönder Blogger

  1. Hikayede farklı yerlerden farklı karakterlerin işlenmesi çok güzel ve başarılı ilerliyorsunuz bu konuda. Tebrikler.

    YanıtlaSil

Yorum yazabilmek için:
Yorumlama biçimi seçeneklerinden profil üyeliğiniz yoksa; Adı/URL profilini seçip kendi belirlediğiniz isimle URL kısmını boş bırakarak yorum yazabilir ya da Anonim profili seçeneği ile isimsiz olarak yorum yapabilirsiniz.

 
Top