Betroya - Bölüm 2 (Yolculuk Başladı)

Betroya - Bölüm 2 (Yolculuk Başladı)
Önemli Not ! : Betroya isimli hikaye dizisi SilkRoad Online isimli bilgisayar oyunundan esinlenilerek kurgulanmış ve  o oyundaki mantık üzerine yazıya dökülmüştür. Tamamen amatör olarak yazılmıştır. Hiçbir ticari amacı veya beklentisi yoktur. Beğenmeniz dileğiyle...



BÖLÜM 2


Yolculuk Başladı


   Toha atın üzerinde ne tarafa bile gittiğini anlamasını engelleyen gecenin ortasında telaşla yol katediyordu. Köyden daha önce hiç bu kadar uzaklaşmamıştı. Bir de bunun üzerine köy halkının savaşmak zorunda kaldığını düşünmek onu bitiriyordu. Yazık ki büyükbabasını bir daha göremeyecekti belki.  Uğultulu gece daha  da yoğunlaşmıştı sanki. Yaratıkların sesleri kulaklarına çalınıyordu rüzgar tarafından. Biraz dinlenmek için kuytu bir su kenarı buldu. Uykuya ihtiyacı vardı, saatlerdir yoldaydı. Şafak sökmesine ise az bir zaman kalmıştı. "Gün doğunca devam ederim biraz dinleneyim" dedi ve atının arkasında asılı duran küçük battaniyeyi kafasına yastık yapıp bulduğu toprak bir yere kıvrıldı.


~~

   Yola çıkalı haftalar olmuştu. Gündüzleri yol alıyor geceleri bulduğu su kenarlarında konaklıyordu. Geldiği yolu çoktan unutmuştu. Yollar o kadar çok birbirine benziyordu ki bazen ne taraftan geldiğini bile karıştırıyordu.Tuhaf sesler duymaya başlamıştı. Tanıdık olmayan sesler. O seslerin arasında yine bir su kenarı buldu. Çantasında kalan bir kaç parça yiyecekten biraz daha yedikten sonra uyudu kaldı...
Gün doğumuna kadar uykunun ardından Toha su kenarında elini yüzünü yıkadı. Toparlandı ve atının üzerine atladı.  Tam yola çıkacaktı ki garip bir hayvanın su kenarında olduğunu farketti. Kaplumbağaya benzer ama çok daha iri , elinde torbası olan değişik bir hayvan. Zararsız görünüyordu.Bir kaç dakika onu izledikten sonra Yaratık onu farketti. Ama hiç oralı bile olmadan arkasını dönüp uzaklaşmaya başladı yaratık. Toha biraz daha izledi. Tepenin ardında kaybolan yaratığı daha iyi görebilmek için atından inip tepenin üstüne çıktı. Gördüğü manzara inanılmazdı. Aynı hayvandan yüzlercesi ve köstebeğe benzeyen daha değişik bir yaratıktan irili ufaklı onlarcası aynı alanda dolaşıyordu. Gözlerine inanamadı Toha , köylerine bir kaç hafta uzaklıkta yaşayan bu yaratıklar nasıl olduda hiç dikkatlerini çekmedi.  O kadar yolcu gelip geçerdi köylerinden kimse bahsetmemişti bu hayvanlardan.Yaratıkların çoğu onu farketmişti. Ama hiçbiri saldırgan hareketlerde bulunmuyordu. Derken bir çığlık koptu. Biraz uzakta genç bir kız yardım çığlıkları atarak koşuyor arkasında da  köstebek benzeri yaratıklardan büyük olanı koşuyordu. Toha kıza yardım edecek bir yol bulmalıydı. Hemen atına atladı. Kızın arkasından gitmeye başladı. Ata binmeden eline aldığı küçük bir sopayı yaratığa dogru fırlattı. Sopa kafasına isabet edince Köstebek durdu ve daha da sinirlenerek Atın arkasından gitmeye başladı. Çok hızlı koşuyordu ve köstebek neredeyse atı yakalayacaktı. Tam ağaçlıklara dönerken Toha attan  otların üzerine atladı. Köstebek ise atın peşinden gitmeye devam etti. İri bir yaratık olmasına rağmen zeki değildi Köstebek. Toha hemen kızın yanına geldi. Kız koşmaktan yorulmuş olduğu yere yığılmıştı.

-          -   İyi misin ?  diye sordu Toha

-          -   Evet teşekkür ederim hayatımı kurtardın.

-          -   Önemli değil peki ama burada tek başına ne yapıyorsun ??

-          -   Tek başıma değildim. Ailem tüccardır. Onlarla Dunhang'dan Jangan'a kervan götürüyorduk.  Ben en küçükleriyim. Adım Yuke. Nice tehlikeler atlattık. Hırsızlarla, yaratıklarla savaştık. Ama şehre bu kadarcık yol kalmışken büyük hırsız çeteleri yolumuzu kesti. Ailemdekiler onlarla savaşa daldı. Bense bu yaratıkların saldırısına uğradım. 

-          -   Bende Toha. Peki ailen ne tarafta savaşıyor ??  Şehre ne kadar uzaktayız ??

-         -   Bilmiyorum… Yakınız sanırım… Ama korkudan önüme bile bakmadan koştum bu sis de bulamayız ailemi.

-           -   Seni kurtarmak için atımı feda ettim. Yürümeye başlasak iyi olur. Bir an önce Jangan'a ulaşmalıyım.

-          -   Jangan'da ne yapacaksın ?

-          -   Orada Demirciyi bulmam gerekiyor. Büyükbabamın son arzusu buydu benden.

-          -   Büyükbaban öldü mü ??

-         -   Bilmiyorum…Bildiğim tek şey beni korumak için at sırtına koyup Jangan'a gönderdiği. Diğer bütün cevapları Demirci verecek…


Tekrar yola koyuldular. Hızlı adımlarla ilerliyorlardı.  Dinlendikleri zaman bile gözleri hep açıktı. Tehlikenin göbeğinde dikkatli ilerliyorlardı. Bir süre sonra tarlalar gördüler. İşlenmiş buğdaylar ve kulübeler gördüler. Toha kulübenin önündeki yaşlı amcaya yaklaştı ve sordu ;

-          -   Jangan ne kadar uzaklıkta efendim ???

-          -   Tepeyi aştığın zaman duvarları görebilirsin delikanlı..   diye cevap verdi yaşlı adam.

Toha  Yuke’ye bir gülümsedi ve hızlı adımlarla tepeye doğru ilerlediler. Yarım saat kadar daha yürüdükten sonra akşam bastırmıştı ki şehrin duvarlarını gördüler. Sevinçle şarkılar söylemeye başladılar.  Toha çocukluğundan beri köyünde söylenen bir türküyü mırıldana mırıldana şehrin kapısından içeri girdi. Akşam saatleri olmasına rağmen gayet hareketli bir yerdi. Müzik sesleri geliyordu hemen hemen her binadan. İleride devriye gezen bir askere yaklaştı Toha ;

-          -   Demirciyi arıyorum… dedi.

Asker zırhına vurarak ritim tuttuğu şarkıyı mırıldanmayı bıraktı ve Toha’ya dönüp sertçe baktı.

-         -  Küçük bir çocuğun Demirciyle ne işi olur ki ?? Kendine efendilerin ki gibi bir  silah mı alacaksın ??

Dedikten sonra umarsızca kahkahalar atmaya başladı. O kahkahanın arasında eliyle sol tarafını göstererek  "bu taraftan git"  dedi. Ama gülmeye devam etmesi Toha ve Yuke’yi çok sinirlendirmişti.

-          -   Askerler hep böyle mi ??     diye sordu Toha

-          -   Sen daha önce hiç asker görmedin mi ?? 

-          -   Hayır ilk kez görüyorum. Ama eğer asker dedikleri buysa hoşuma gitmedi.

-          -   Meraklanma hepsi böyle değil. Benim tanıdığım çok iyi askerler de var.

Sohbet ederek yürümeye devam ettiler. Şehrin meydanına geldiklerinde tam ortadaki devasa altın ejderha göz kamaştıran güzelliğiyle Toha ‘nın aklını başından aldı. O heykele o kadar dalmıştı ki Yuke’nin seslendiğini bile duymuyordu.
O esnada yanından hızla bir atlı geçti. Atlı biraz ötede durdu Toha ile gözgöze geldi. "Bu adam kim?" diye düşündüğü anda Yuke geldi Toha yı kolundan çekti ve ;
-          
            -   Hadi gel Demirciyi buldum.     dedi.

Toha kafasını tekrar atlı adamın olduğu yere çevirdiğinde atlı adam çoktan gitmişti...
Hızla  Demircinin kapısına geldiler ama kapının önü çok kalabalıktı.  Kimisi elinde silah, zırh hazır tutmuş bekliyor, kimisi ise kurduğu küçük tezgahlarda kullanmadığı zırhlarını ve silahlarını satıyordu. Kalabalığın arasından sıyrılarak Demirciye ulaşmaya çalışan iki genç güçlükle kapıdan girdi ve Toha Demirciye seslendi ;

-          -   Büyükbabam Yu-Soul’dan selam getirdim Demirci Usta…

Demirci elinde dövmekte olduğu kılıca vurmayı bıraktı kafasını yavaşça çevirdi.  Akşamın karanlığı ortada yanan ateşin ışığıyla birleşince Demirciyi çok korkunç göstermişti.  Sert ama kısık bir sesle…

-          -   Demek sonunda seni gönderdi…  dedi.


Sonraki Yazı
« Önceki Yazı
Önceki Yazı
Sonraki Yazı »

5 Yorum

Yap Bir Yorum
Adsız
YAZAR
26 Nisan 2015 10:25 ×

Haftada bir bölümmü olacak bu hikaye ?

Yanıtla
avatar
27 Nisan 2015 00:34 ×

Son kelimesine kadar soluksuz okunabilen bir hikaye.. Devamını bekliyoruz, harikaa (o) (h)

Yanıtla
avatar
Arthe
YAZAR
27 Nisan 2015 17:45 ×

@Adsız Merhaba. Evet haftada bir bölüm olacak.
@Mustafa teşekkürler. Devamı yolda. :)

Yanıtla
avatar
27 Nisan 2015 18:10 ×

Sevindim :) Merakta ve takipteyiz :-)

Yanıtla
avatar
Adsız
YAZAR
28 Nisan 2015 00:34 ×

Keşke bir kaç bölüm yayınlayabilseniz. Ya da bölümleri uzun tutmanız mümkünse çok güzel olur.

Yanıtla
avatar

Yorum yazabilmek için:
Yorumlama biçimi seçeneklerinden profil üyeliğiniz yoksa; Adı/URL profilini seçip kendi belirlediğiniz isimle URL kısmını boş bırakarak yorum yazabilir ya da Anonim profili seçeneği ile isimsiz olarak yorum yapabilirsiniz. Yoruma Emoji EkleYoruma Emoji Ekle

Yorumunuz için teşekkür ederiz.